FARKINDA OLMAYAN TİYATROCU OLAMAZ
Ümit Denizer

 

Farkındalık ile yaratıcılık buluşuyor

“Geleceğin tiyatrosunu farkındalık ve yaratıcılık kurtaracaktır” diye bir slogana varmıştık… Geçen ayki yazımızda farkındalık üzerine yeterli sayılabilecek bir giriş yaptığımızı düşünüyorum ve bu defa yaratıcılık
için yararlı olacağına inandığım birkaç söz paylaşalım istiyorum sizinle.

Yaratıcılık üzerine başlangıçta neler söylenebileceğini yansıtacak bir pencere tıklayalım. Merak edip başka ayrıntılara ulaşmak, kendisine “tiyatrocu” diyenlerin çabasına kalıyor…

Yaratıcılık

Psikoloji bilimine göre:“Aynı olguya, toplumla beraber baktığı halde, farklı algılayıp farklı tepki gösteren kişilerin sahip olduğu özellikler.”
olarak tanımlanıyor Yaratıcılık.
Kişilere yaratıcılık yeteneği veren bazı temel ve özel nitelikler var. Bu niteliklerin çoğunun aynı kişide bulunması, ona “yaratıcılık” olarak adlandırdığımız sıra dışı bir algılama ve davranış biçimi kazandırıyor. Ancak, bu “temel yaratıcılık nitelikleri”;sistemsiz, disiplinsiz, tembel bir tavırla asla bir arada bulunmuyor.
Yaratıcılık, bireyin kendini anlatmasının değişik yollarından biridir. Ve her insanda var olan bir yetenektir. Ama yaratıcı fikir, hazırlıklı ve alışkın beyinlere gelir. Bu nedenle, yaratıcılığı arttırmak için önerilen yöntemlerin en önemlisi “yenilik yapmak”tır. Hepiniz, babalarınızın ve annelerinizin tiyatrosunu tekrar etmek istemiyorsanız… Yenilik yapın!

Yenilik, daha önce yapılmamış olanı yapmaktır. Düşünülmemiş olanı düşünmek ve üretilmemiş olanı üretmek eylemidir. Yaratıcılığı arttırmak için önerilen bu yöntemin uluslararası adı: “İnovasyon”dur. Türkçe’de “Yenileşim” olarak kullanılması önerilen bu kelimeyi, önünüzdeki yıllar boyunca çok sık duyacaksınız.

Ayla ve Beklan Algan Hocalarımızın bize çok söz ettikleri, Romanya’da doğmuş Jacob Levy Moreno adlı ünlü bir psikolog var (adına bakılırsa

 

Yahudi kökenli olduğu söylenebilir). Onun öğretisi üzerine birkaç alıntı yaparak sözü bağlayalım:
Psikodrama”nın yaratıcısı olan Moreno, 1934 yılında “Who Shall Survive? / Yarına Kim Kalacak?” adını verdiği bir kitap yayınladı.
Dünyada bugün bile yaygın biçimde uygulanan “psikanaliz yöntemi”   için; meslektaşı Sigmond Freud’u “insanı kısıtlı bir laboratuar içine sokuyor” diye eleştiren Moreno, kitabında özetle şunu anlatıyordu:
Biyolojik evrende doğal ayıklanma vardır. Yalnızca güçlü olan, tutunabilen, çevresine uyum sağlayabilen varlığını sürdürebilir      ve yarınlara kalabilir. Uyum sağlayamayıp tutunamayanlar ise, sahneden çekilmek zorunda kalırlar. Sosyal evrende de tıpkı biyolojik evrende olduğu gibi ‘tutunabilenler’ ve ‘tutunamayanlar’ vardır. Spontane ve yaratıcı olan insanlar; gelişme, üretme, sosyal evrende tutunma ve dolayısıyla da yarına kalma şansına sahiptirler.
Moreno’nun ünlü “Yarına Kim Kalacak?” sorusu, sosyal ve ekonomik varlıklar olan kurumlar için de sorulabilir, iletişimin bir dalı olan tiyatro sanatı için de sorulabilir… Soruya verilen değişmez yanıt şudur: “Ancak kuvvetli olanlar, çevrelerine uyum sağlayanlar ve tutunabilenler yarına kalabilmektedir.” Daha kısa bir cevap istersek: “Spontane ve Yaratıcı olanlar yarına kalmayı başarabilirler.
Son yıllarda özel sektör şirketlerinde gündeme gelen “Toplam Kalite Yönetimi” kavramı da; belki bu “Yarına kim kalacak?” sorusuna yanıt arayışından çıkmıştır.
Yaratıcı insanın antropolojisini inceleyen Moreno, evrenin var oluşundan itibaren, hep var olan şu 4 kozmik nitelik üzerinde durur: 1: Spontanelik, 2: Yaratıcılık, 3: Eylem ve 4: Kalıcılık…
İnsan, kozmik gerçeğin bir kopyasıdır” diyen Moreno, bu 4 niteliğe açıklamalar da getirmiştir. Aşağıdaki materyalist yorumu, bence Onu Marx’a yaklaştırıyor:
Fiziksel evren durağan değildir. Sürekli olarak devinip değişmekte, yenilenip gelişmektedir. Başka deyişle, “evrende tükenmeyen bir yaratıcılık” vardır. Yaratıcılığın eyleme dönüşümü “spontanelik” ile mümkündür. Spontanelik: “Yeni koşullara uygun bir tepki vermek” veya “eski koşullara yeni bir tepki göstermek” olarak açıklanabilir.

 


Ümit DENİZER
01.06.2008